4 Aralık 2011 Pazar

   İnsanları, eskimiş ev terlikleri gibi görmek…ya da kirli kupa,dibinde birikmiş birkaç tabaka  kahve kalıntısı ya da şu anda  evimin balkonu gibi,karşı apartmanın kurumlarıyla simsiyah olmuş.Halbuki ne güzeldi yazın,pek temizlemezdim ama yine de bu kadar kirli değildi.O benim,ben ne istersem yaparım başkası değil (normal şartlar altında) aynı işte,birçoğu gibi…Gelip de hayatın tam  ortasına olmadık zamanda  yırtık bi izin kağıdı bile almadan devedikeni  diken yaratıklar (kıriçırssssssss)..


     Asla  birşeyler ters gitsin istenmez ama her zaman içine tükürecek birileri bulunur muhakkak.İşte bundandır insanın yüzündeki kırışıklıklar,bundandır ellerdeki titremeler ve bundandır  unutkanlıklar.ESKİRİZ  çünkü….eskitirler ve hep oralarda biryerlerde,karabasan gibi insanın tepesine çökmek için beklerler...bir parça gül,ertesi gün acısı misliyle çıkar."kötüyü çekmek" tabirini çok duyarım (Hani çok gülme başına kötü  şeyler gelir modeli) Yahu  bi demeyin bi susun da ağız tadıyla gülelim nefes halihazırda kesilmemişken...İnanıyorum işte o yüzden bu tabire,birileri sürekli konuşmazsa hayat daha güzel,ki aksi halde paranoyaklaşmak kaçınılmaz.Siz en iyisi kendi bildiğinizi yapın.Ben de umarsızca ve becerebilirsem gülümsemeye devam edeyim ,sonra pişman olurum falan mazAllah :))

2 yorum:

  1. insan neden hayatının direksiyonunu başkasının eline verir ki...

    YanıtlaSil
  2. Bazen mecbur olduğu için,bazen de gönlü öyle buyurduğu için...gün gelip de mantık galip gelince de geçmişe uzun bir bakış atıp işte tam da bunu söyler "insan neden hayatının direksiyonunu başkasının eline verir ki..." (:

    YanıtlaSil