3 Mart 2015 Salı

ÇAYIN YANINDA, KONUŞMAK İYİ GİDER

    Akşamınızı bir bardak çay ile açtıysanız sizden şanslısı yok dünyada bilesiniz. Öyle basit bir eylem değildir, olamaz da... Dumanıyla uçup gitmeyen dert var mıdır? diğer her duygu size kalabilir, iyi de olur.

    Nitekim biz de burada böyle yaptık, çokça teknolojiden soluyarak da olsa işte yudumluyoruz, nefesimiz yettiğince okuyup yazıyoruz, anlatıyoruz ve en önemlisi anlamaya çalışıyoruz. Anlaşılmak insanoğlunun en büyük derdiydi ya hani. Son bir yıldır sadece "akademik" olan hayatımın her köşesinde bol bol bilim var iken eksik olan onlarca şeyin yeni farkına varıyorum. Ne yazık bana değil mi?  zavallı bir durumdayım böyle bir halet- i ruhiyyeye sahip olanınız varsa tavsiyemdir, acilen kıyısından dönün ve elinize bir kitap alın, bir konsere gidin bir oyun izleyin, hiç birini yapamıyorsanız alın karşınıza birini de derdini dinleyin. İnanın bu bile size çok şey katar. Fıtratımızdandır en kötümüz bile bir çözüm arayışı içine girer bir sorun karşısında aslında, ya da ben Polyanna' ya kendimi çok mu kaptırmışım demeliyim?

    Şimdi bir yudum daha çaydan....İnsan ilişkilerinde gereken o anlayışı fazla  zorladığımı düşünsem de her ne kadar, hala hamam ve tas olduğu yerde ( bu sözü hiç anlamamışımdır). Konuşup, dinlerken mutlu olmalı insanoğlu...Düşünün en son diyalog kurup mutlu olduğum kişi 5 yaşında bir çocuktu ve tam olarak günlerden pazardı (2 gün önce). Market alış- verişinden dönerken arabanın tekerleğine sıkışmış çöp torbalarını tekmeleyip içindeki her şeyi dağıtan sarı saçlı " tombul" bir erkek çocuğu...Beni görünce duraksadı. Elbette kızmadım ama bir tuhaf karşıladım yüzüm şekilden şekile girdi eh bir de tekmelediği arabanın  bizimki olduğunu varsayarsak... Karşı apartmanımızda oturur ama yanaklarını sıkıp başını okşadığım olmamıştı hiç, adını bile bilmem ( alın size komşuluk(!)). Elimdeki torbalardan birinde bir çikolata olacaktı dedim kocaman bir paket çikolata, hangi çocuk sevmez ki? Sonra; artık tekmelemezsen ve bundan sonra böyle kötü şeyler yapmazsan birlikte çikolata yiyebiliriz dedim, afallamış kocaman tombul bir surat :) balkondan bize bakan annesine baktı, bana baktı ve çikolataya baktı...Annesi al işareti yapınca ben "bir daha yapmak yok ama" deyince kıs kıs gülmeye başladı, biliyorum tabii ki yapacak ama en azından bir minnakta belki biraz farkındalık uyandrmışımdır belki bininci kez yine aynı tatlılıkla ikaz etmek de lazımdır, olsun efenim olsun yaparım ben. Beraber çikolata yedik, ben arkamı dönmüş apartmanın kapısını açmaya çalışırken dönüp arkama baktım hala bana bakıyordu, dünyanın en güzel duygusu onu gülümseyip bana el sallarken görmekti. O zaman en son kendimi mutlu hissettim. Evet bir ufaklıkla ufacık bir diyalog...ufak ama çok büyük, çok kıymetli.

     Büyüdükçe mi bozuluyoruz , büyüdükçe mi değersizleşiyor gülümseme... Aslında her şey o kadar basit ki, galiba biz fazla  karmaşık hale getiriyoruz. Ne diyelim?

    Bence de bir şey demeyelim, susalım ve çay içelim. Çay içelim ve yazalım. Yazmaktan sonra, eğer etrafınızda varsa konuşabileceğiniz birileri o eylem de ne güzeldir! Selamlar. Hoşça- kalın :)