20 Şubat 2012 Pazartesi

Bir de buradan bakalım


 Dikkatinizi çekmiştir, Bugünlerde ortalık tarih filmlerinden dizilerinden geçilmiyor. Az çok tarih bilgisi  olan da , neyin doğru neyin yanlış olduğunu yine az çok  değerlendirebilir, tıpkı benim gibi…

 Pek tarih seven biri değilim ama bir tarihçinin ağzından her hangi bir konuyu dinlemek ya da onunla birlikte eleştirisini yapmaktan büyük zevk duyarım.Televizyonda amaçsızca "fink" atan o meşhur diziyi hepiniz bilirsiniz. Açıkçası çok hoşnut olduğum bir model değildir ve tarafımdan negatif yönde birçok eleştiriye maruz kalmıştır.Yayınlandıktan bir müddet sonra uğradığım bir kitapçıda Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatını anlatan kitapları dizi dizi görünce çok şaşırdım.Umuyorum ki  çok okunan kitaplar arasına girmeyi başarmıştır.Çünkü sadece televizyondan izleyip de ;

- a aaaa bak şuna pis kadın,iğrenç herif!!!

diye nidalar attığımız karakterler pek de gerçeği yansıtmamakta (özellikle giyim tarzları :D )

  Bugünlerde yine meşhuuuur "Fetih 1453"  isimli İstanbul'un fetihini konu alan film vizyonda ve en son takip ettiğim kadarıyla iyi de bir seyirci sayısına ulaşmış. Baştan söyemeliyim henüz izlemedim  ve yorumum daha çok halkımız ve bu tarz  filmler üzerine. Fazıl Say'ın film müziklerini yapmayı reddetmesi ve gerekçesi aslında bana komik geldi.Daha çok bununla ilgili fikrimi söylemek istiyorum.Sebep;  Türkler in ,diğer milletleri hiç düşünmeden  böyle bir film ortaya çıkarmalarıymış efendim. Şöyle ki; izlenen filme sadece Türkler sevinecekse, başkası niye seyretsinmiş …. ve daha bir düzine saçmalık. 

  Bunca yıl Osmanlıyı katil diye anlatan o batılı senaristler ve yazarlar da bu mantıkta olduğu için şu anda Türkler dünyada aynı izlenimden kurtulamıyor sayın çok bilmişler !  ama sanırım bunu  anlayabilen insan sayısı çok az ve zaten bu da bahsi geçen kişinin ilk tartışmalı olayı değil, alışkınız zira.
  Dediğim gibi filmi izlemedim  ve sırf ne ortaya çıktığını merak ettiğim için en kısa zamanda izlemeyi planlıyorum. Tarih konulu filmler yapmakta bence biraz geç kalmışık zaten ve  umuyorum, acısını çıkarır  nitelikte yeni filmler bizi beklemekte...Avrupa açısından bakarsak olaya az bile yapıyoruz, sefamız olsun diyorum….diyorum ve konuyu kapatıyorum (:

6 Şubat 2012 Pazartesi

Bir çeşit oyun olmalı bu


Şu konuşamadığım zamanlardan nefret ediyorum.İnsanın bazen söyleyecek birkaç kelimeye muhtaç olması ne garip…

Dünyada söylenmemiş hiçbir kelime ve  bir kelimenin karşılayamadığı hiçbir duygu yok derler ama var işte, yoksa ölüm karşısında nasıl susar insan, nasıl söyleyecek bir şey bulamaz. Demek ki var ve henüz bunu karşılayan bir teselli cümlesi yok,bulunamadı ve asla bulunamayacak. Israrla yok diyenlere sesleniyorum:  bukadar emin konuşmayın  !


İnsanoğlunun sustuğu anlar sayılıdır aslında, ya menfaati için susar, ya da sevdiği kırılmasın diye…ya çok bildiği için, ya bir şeyden haberi olmadığı için. Bu bahsettiğim çok başka , bir yığın kalabalık içinde insanı her nasılsa yalnız hissettiren, elinde sonunda onu bekleyen sonun nerede ne zaman onu bulacağına dair düşünmeye sevk eden, bir şekilde felaket senaryoları yazmasına sebep olan durum…

Yakınımızdayken hiç gitmeyecekmiş gibi duran insanlar da bir  gün  ebediyen yok olabiliyor ve glümsemelerini sadece fotoğraflarda görebiliyoruz artık.En güzeli, herşeyin kıymetini bilmek, sadece bilmek ve gerisini pek de düşünmemek. Bugün öyle uzata uzata yazmak istemiyorum düşündüklerim o kadar uzun boylu değil, hayat gibi kısacık . Furkan'la ( 4 yaşında) jelibon yiyip pepee izlemek yapılacak en güzel hareket bugün.
Sevgiler…