6 Şubat 2012 Pazartesi

Bir çeşit oyun olmalı bu


Şu konuşamadığım zamanlardan nefret ediyorum.İnsanın bazen söyleyecek birkaç kelimeye muhtaç olması ne garip…

Dünyada söylenmemiş hiçbir kelime ve  bir kelimenin karşılayamadığı hiçbir duygu yok derler ama var işte, yoksa ölüm karşısında nasıl susar insan, nasıl söyleyecek bir şey bulamaz. Demek ki var ve henüz bunu karşılayan bir teselli cümlesi yok,bulunamadı ve asla bulunamayacak. Israrla yok diyenlere sesleniyorum:  bukadar emin konuşmayın  !


İnsanoğlunun sustuğu anlar sayılıdır aslında, ya menfaati için susar, ya da sevdiği kırılmasın diye…ya çok bildiği için, ya bir şeyden haberi olmadığı için. Bu bahsettiğim çok başka , bir yığın kalabalık içinde insanı her nasılsa yalnız hissettiren, elinde sonunda onu bekleyen sonun nerede ne zaman onu bulacağına dair düşünmeye sevk eden, bir şekilde felaket senaryoları yazmasına sebep olan durum…

Yakınımızdayken hiç gitmeyecekmiş gibi duran insanlar da bir  gün  ebediyen yok olabiliyor ve glümsemelerini sadece fotoğraflarda görebiliyoruz artık.En güzeli, herşeyin kıymetini bilmek, sadece bilmek ve gerisini pek de düşünmemek. Bugün öyle uzata uzata yazmak istemiyorum düşündüklerim o kadar uzun boylu değil, hayat gibi kısacık . Furkan'la ( 4 yaşında) jelibon yiyip pepee izlemek yapılacak en güzel hareket bugün.
Sevgiler…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder