13 Ocak 2012 Cuma

Kendime bir Aferin verdim

Bugün penceremin önünden hiç ayrılmayan güvercinlere verdiğim ekmek miktarını artırdım, galiba bundan sonra oraya kamp kuracaklar ve böyle giderse şişmanlıktan uçamaz hale gelecekler, aslında kırıldım da bakmayın.O kadar bilet aldım yılbaşında bir hayırlarını görmedim tamam tepeme hiçbiri bişey yapmadı ( gerekmiyo da zaten)  ama yine de güzel şeyler de olabilirdi. Sonra düşündüm de bunlar ahlaklı güvercinler,ekmek yedikleri insanın tepesine edenlerden değil bunlar, aferin bana iyi yetiştirmişim onları. Mutlu oldum da, tek şikayetim sürekli kaçmaları...Onlara şöyle seslenmek isterdim :

"Bana bakın yaklaşık bir yıldır anneannenizden tutun, en küçük bebenize kadar burdan ekmek yiyosunuz yanında bazen unlu mamuller bazen tarhana bazen başka şeyler de var. Menü zengin bu kadar hukukumuz var sanıyordum neden hala kaçıyosunuz ? Ben ki bir biyolog adayıyım korkmayın  solucanlara yaptığımı size yapmam"

Ama gel de inandır., ne demişler imamın dediğini yap, yaptığını yapma,işte tam da öyle sayın okuyucular.Ne kadar konuşursanız konuşun,eylemlerinizdir kalıcı olan ve akılda tutulan.
Keşke uçabilsem der insan mesela,ama vaktiyle (bildiğim kadarıyla) sadece Hezarfen Ahmet Çelebi bunu denemiş,sanırım Kanuni Sultan Süleyman dönemindeydi. Şimdi hangimiz buna cesaret edebilir ki?Kimi şehir efsanesi der ancak benim doğruluğuna inandığım bir hadisedir bu, ki henüz bitirdiğim bir kitapta da doğruluğundan bahsediliyor.

Yine başladığım noktadan epeyce uzaklaştığımı düşünüyorum. Nedense zaten bir çok şeyi aynı anda anlatma isteğim vardır benim,çok da meşhurdur. Bu yüzdendir ki hızlı konuşurum kimi zaman ve doğal olarak ne dediğim anlaşılmaz,bu genel itibariyle genetiktir ama. Ne dedimmmm uçmak dedim,kaçmak dedim, demedim  de aklıma şimdi düştü, burdan kaçacağım günü bekliyorum çünkü sayın okuyucular.Kaçıp evimin, annemin kucağına tabir-i caizse balıklama dalacağım günleri bekliyorum. Yakın yakın, o da yakın sadece bir haftam kaldı. Bazen düşünüyorum da özlemek ne kadar kötü bir eylem. Adımdan nefret ettiğim zamanlar da oluyor böylelikle. Bazen derim keşke adım başka bir şey olsaymış diye, sonra saçmalama özlem! deyip elimde ne varsa devam ederim.Başka bir açıdan bakarsak belki de gereken bir şeydir...
Etrafta bazen birbirlerini özleyen insanların ,birbirlerine karşı daha sevecen yaklaştıklarına şahit olmuşluğum çokça mevcuttur. Hatta ve hatta bazen psikologlar insanlara tartıştıkları zaman bir süre birbirlerini özlemelerini tavsiye ederler.Burdan ne çıkardım?
-İLAÇ gibi ismim varmış (:

 Bu kadar da şımarıklığı da hak ediyorumdur herhalde...

sevgiyle kalın,isteyen özlemle kalsın,nasıl isterseniz öyle kalın canım ! aaa

6 Ocak 2012 Cuma

TEPEMİN TASINI ATTIRANLARA HİTABEN


Duyduğuma göre,ortada bir yanlışlık var,ben de bir kendimi tanıtayım dedim tanımayanlara...

Efendim ben Özlem Öztürk,22 yaşındayım.Bu güne kadar hiçkimsenin aklıyla hareket etmedim,ama güvendiğim insanların fikirlerine başvurduğum olur.At gözlüğü olan insanlar benden uzak dursunlar,ben de onlara elbette.hayat felsefemin bir kısmını bu oluşturur.Hiçbir cemaate üyeliğim mevzubahis değildir.

İnsanı sadece insan olduğu için,Allah yarattığı için sever ve değer veririm,bunun içindir ki çok şükür her fikirden ahbabım,sevenim,dostum vardır.Dini inancımı da sosyal yaşantımı da doğru bildiklerime göre yaşarım elimden geldiğince.Hayatta katlanamadıklarım;değer bilmezlik ve saygısızlıktır.Ama artık diyorum ki: insanın kendine saygısı yoksa,başkalarına saygı duymasını bekleyemeyiz,o nedenle öyle herkesle diyaloğa girmem.Dediğim gibi herkese saygım var,ama biri çıkar da benim inandığım insanlara dil uzatırsa o zaman yandı gülüm keten helva (!) gerekirse,gayet güzel kavga etme yeteneğim de vardır,onu da bilirim..

Bilmiş bilmiş konuşan (tabir-i caizse kopyala yapıştır) insanlardan hiç haz etmem.Kendi hayatında hak,hukuk,adalet kavramından bir haber yaşayıp bana bunları aklı sıra öğretmeye çalışan körlere de artık alıştım.Tecbüreyle sabit şimdi bakın : gözümle gördüm adam sınavda kopya çeker -ki bilen bilir bu hakka girmektir -sonra geçip utanmadan der ki,biz hukuk devletiyiz hak yerini buldu (: evet güzel kardeşim,senin şu inandığın şey kadar,sana olan inancım, o yüzden boşuna palavra sıkma sen yorum yapmaya dahi hakkın yok senin.Yarının yalancısı da sen olacaksın zaten,bu devran demek böyle işliyor,bunu da canlı canlı görmüş oldum.

Diyorum ki;keşke artık insanlar sadece kendi cümleleriyle konuşsalar,boyunlarındaki tasmaları bir çıkarsalar,umuyorum o günler de yakındır.
saygılar (:

4 Ocak 2012 Çarşamba

ANLAYAMAZSAK,ANLATAMAYIZ !


 "Oğlum sen manyak mısın? neden doğru dürüst yürümüyosun,niye arkana önüne bakmıyosun?
 bak yine çamur içinde kaldın !"

-niyesimi var o daha çocuk,ondandır hanım abla….

  Yine mecburiyet'i (Bolu'nun merkezinde bir cadde) arşınlarken umarsızca,ön tarafta yürüyen 30'lu yaşlarda bir bayan ve elinde çantası gibi taşıdığı çocuğunun arasında geçenlere istemeden de olsa şahit oldum işte.Herşey bir yana gerçekten sinir katsayım stratosferlere kadar çıktı.Kardeşimm! çocuğa hakaret edilmez sokak ortasında,çocuğa terbiye de sokakta verilmez (bunu babam da söyler hep),bir davranış da sokakta öğretilmez.Ben bir anne değilim ama az çok fikrim var bu konuda.Sıkça karşılaştığım bir durumdur …Güzel,değerli anelerimiz de hata yapabilir insanız sonuçta ama çok belli birtakım bilinenleri uygulamamakta neden ısrarcı olurlar anlamam.Bir bebek,daha anne karnındayken ona hissettirilen herşeyi anlar ve tepki verir.Hal böyleyken 4-5 yaşlarındaki çocuğun tepkisiz kalacağını düşünmek aptallık olur.Doğal olarak çocukcağızın yüzü de kızardı ve yolun ortasına hiç düşünmeden oturdu.Kimbilir,ben de olsam belki aynı şeyi yapardım.katlanmış tepki…Sen beni rezil edersen,ben daha çok ederim mantığı.Durun daha bitmedi,ayağa kalkar kalkmaz gelen o bilmem kaç şiddetindeki tokat da yaşananların kdv'si gibiydi…acımadım da üzüldüm.Anlayamadıklarımızı anlatamayız, çok normal ve öğrenmeden hareket etmelerini bekliyoruz bazen insanlardan,daha ziyade çocuklardan.

  Genetiği değiştirilen organizmalar  sadece hayvan ve bitkiyle sınırlı  kalmadı sayın okuyucular,insanları da başka bir yönden etkisi altına aldı,hazır yeri gelmişken yada ısrarla bunu  söylemek isterken ben devam edeyim; çocuklarına 7/24 danone yediren anneler vardır ya bilirsiniz,üşengeçlikten kalkıp bir tas tarhana çorbası yapamazlar,sonra da bütün bir ömür çocukları zeki olacak diye beklerler.İşte buyurun efendim bütün bu saçmalıkların doğduğu yerlerden biri de bu,çok açık ve net söyledim,bitti (: siz anlayamazsanız,ANLATAMAZSINIZ!

 Daha hızlı adımlarla devam ettim, bir tane piyango bileti almaktı niyetim (hiçbirşey çıkmadı ama,gerçekten çıkmasını da istemiyorum,bilet almaktaki amacımı da hala anlayabilmiş değilim).Lise talebesiydi tahminimce tezgahta duran çocuk bir tane aldım bilet ama bütün o tezgahı satın alacak kadar param olsaydı keşke dedim bir an.Çıkması umuduyla değil,tezgahın başındaki çocuk daha fazla üşümesin diye.Çünkü Bolu'yu bilen bilir,akşam ayazı üşütmekten beter eder dondurur insanı,soğuğu bütün hücrelerinizle hissedersiniz.Ben nasıl bir işe sahip biri olurum gelecekte bilmem,elbette bir hayalim birkaç da planım var ama hayat ne gösterir ki..? O an daha güçlü olmam gerektiğini bir kez daha anladım ve hep o dayanamadığım sahnelerden birine daha şahit oldum.Aslında o çok ünlü videodaki çoban çocuk haklı! nasıl diyordu : "Lanet olsun bu hayata" (: söyleyince rahatlıyor insan,deneyin.Neden kimse hak ettiği yerde değil ? mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır,bilimsellik aramıyorum bu sorunun cevabında tamamiyle,sahip olduğunuz inancı da hesaba katarak birşeyler bulmaya çalışın. Ben de deniyorum ama...deniyorum işte.

29 Aralık 2011 Perşembe

HEIDIII SANA GELİYORUM (:


  Zaman….
  Zaman dediğimiz şey dakikaların hatta saliselerin toplamıysa eğer sadece,daha öğrenecek çok şeyimiz var .Bu günlerde sadece öyle yaşadığımı farkettim çünkü,böyle değildim ben,hayrola?.

  Zaman geçiyor,sadece yaşamış olmak için yaşıyorum sanki.Sadece bakmış olmak için bakıyorum etrafıma,benim de gözlerim var ve hala görüyorum diyebilmek için…Ama bir SANİYE! Gerçekten görebiliyor muyum baktığım şeyleri? mesela ben de buradayım bak diyen o bütün güzellikleri ,bütün heyecanları  ? belki de kalp ritmimi daha da hızlandıracak şu tekdüze günlerde,tam da ihtiyacım olan şey,bir  büyük kağıt helva gibi….

  Aslında alıp başı gitmek gerek arada bir ,şöyle en  huzurlu olunan yerlere,yada bilmeden nerede huzur bulacağını ama gitmek ,kocaman bir merak ve beraberinde ümitle. .Ben de bunu istiyorum,cep telefonum olmasın ve bilgisayar da olmasın hatta mümkünse tuşlu hiçbirşey görmek istemiyorum yanımda.Sadece biricik o çok sevdiğim kendim,renkli kalemlerim ve birkaç deste kağıt …en güzel kitap cümlelerimi kendime defalarca tekrarlamak ve sonra da uzun uzun düşünmek,hatta ne kadar sorunum varsa hepsine ayrı ayrı  süslü püslü çözümler bulup ait olmadığım,ama yaşamak zorunda olduğum yere geri dönmek istiyorum.Geri döndüğümde herşeyin daha güzel olacağını billyorsam  ,orası benim için huzurdur ,işte o zaman orası benim ait olduğum yerdir ve hep hayal etmişimdir bir yelkenlim olsaaaaa,ah bir olsa neler yaparız biz birlikte (:
Beynimin içinde öyle pek de tilki dolanmaz,yaşam alanı değildir çünkü,pek  kan kokusu yok iyi biliyorum,daha çok ötücü kuşlar  besliyorum,bana ahaplık ederler çok iyiliklerini,aynı zamanda da saçmalayışlarını  gördüm.Ben ne zaman sussam onlar konuştu kendi dillerince ve onlardan ne zaman fikir istesem  genelde hep sustular ama artık gitsinler,gitsinler çünkü  misafir etmek istediğim şey,hepsinden güzel,görkemli ve gerektiğinde ses çıkarır,bütün gün dinleyebilirim hiç sıkılmadan,belki de huzur orada (: o seste.Tanımlamakta zorlanıyorum,belki de hala arayış içindeyim ama birçoğumuzun ortak noktası,ne istediğimizi bilmek,ama almak için ne yapacağımızı bilememek…olsun,ben diyorum ki kuru fasulye ille de sucuklu olacak diye bir kaide yok..Biz yapmaya başlayalım,elbet bir gün herşey tamamlanır,her şey olması gereken yerde olur .Tasvirlerin lezzetine aldananlar hemen başlayabilirler tabii,vakit nakittir .Ben de arayıp sormaya devam edeyim,bakmam gereken çok yer,görmem gereken çok hal var sanırım daha,öyle olmasa çoktan bendeydi o "huzur".Bu böyle gitmez tabi,gelecekte beni arayan şirinler köyü'nde bulabilir ,sosyalizmin nimetlerinden faydalanırım ben de eğer varsa .Ya da Heidi'nin kulübesine taşınabilirim,benim için bazalı bir yatağı vardır herhalde…O da bencilse öldürün beni,animasyon ve çizgifilmler beynini ele geçirdi,uzaylı oldu da öldü desinler.Bütün dünya davetlidir,iyi seyirler…

 Dipnot : Uzaklarda aramıyorum şu sıra,en küçük noktadan başladım kendime… sınavlarımdan kalan şu bikaç günlük arada istedğim kitapları saat kaygısı yaşamadan okuyabilmek özgürlüğü benim için paha biçilemez.Evet bu çok ufacık bir şey belki ama benim için jüpiter ve uranüs'ün tapusunun üzerime olması gibi bir şey ve  ikincil olarak evet artık ben de gitmek istiyorum kimsenin beni tanımadığı bir yere ,acaba mümkün mü? Neyse görüşmekler üzeresine (:


22 Aralık 2011 Perşembe

TARİHİMİN TEKERRÜRÜ-TEKERRÜRÜ TARİHİMİN


Bir radyo kanalı,tek bir şarkı…biter,tekrar başlar,biter tekrar başlar...

Yok artık….Bu gerçekten çok sıkıcı,insanın sürekli kendini tekrar etmesi.Aslında çevrenin tekrar etmesi,hep aynı insanlardan aynı şikayetler,aynı  sitemler,aynı oyunlar,aynı kurallar…Bütün bunlar Balkanlar gibi uzaklardan gelmez,yakındadırlar ve sizleri de soğuk hava dalgası gibi etkileri  altına alırlar.Ben biliyorum bu düzenin adını işte ''sıradanlaşmak'' .Ben de piyonu oldum derim bu düzenin bazen, öyle ya satranç tahtasında o kadar çok kare var ki uç bucak belli değil.E hal böyle olunca ortada çok piyon var,ama şahtan öyle çok yok.O yine bir tane,hep  lider.Halihazırda hastalıklarımdan ( yani bazı alışkanlıklarımı öyle nitelendiririm ben ) kurtulma çabası içindeyim,şahın yanında,tahtanın üzerinde yepyeni bir karakter daha oluşturulabilirim aslında adı yok henüz ama olsun. Hadi başlayalım ozaman,neden daha güçlü birileri olmasın ki ? Güçlü ve Farklı…

Sadece bu mu? tabii ki hayır daha neler neler…Hep şikayet ettiğim yanım bir parça takıntılı olmamdı..birinde,bir şeyde,bir yerde…Alışkanlık haline getirmek bazen,hem de en gereksiz şeyleri.Halbu ki sadece 'şey'dir onlar,her ne ise….Başladım artık köreltmeye bunu ve mutluyum da,hayatın beklemediğini,geçen her bir  dakikanın ne kadar da değerli olduğunu artık çok iyi biliyorum .Anlamam uzun sürdü ama bazen herşey, sadece öyle olması gerektiği için olurmuş ya.... Kısacası sizlere tek tavsiyem, yol ayrımlarında uzun uzun düşünmeyiniz lütfen..insan ne kadar çok düşünürse bazen o kadar çok hata yapabiliyor çünkü.Kumbaranızda biriktirdiğiniz umutlarınız,hayalleriniz  için bir an önce harekete geçin,yoksa başkaları kırıp dağıttığında,yerle bir ettiğinde , kolunuz size mendil olur, sonra da birlikte uzun geceler geçirirsiniz veeee  sayın okuyucular !! neredeyse unutuyordum mor gözleri,onlar da size eşlik eder elbette…
Ahhh sıradanlaşmak bir de, evet en büyük korkum benim.Neden herkesten bir farkı olmasın ki kişinin,neden farklı bakmasın herşeye, farklı gülmesin,farklı düşünmesin ? Etrafınıza bir bakın herşey  birbirinin ikizidir hem de tek yumurta (: herkes aynı giyinir,aynı düşünür,aynı sever,aynı bakar,aynı gider…ve  kalanın kaderi de hep aynıdır,o sadece bekler….hep bekler.İşte bu yüzden diyorum ki,bekleyen taraf olmayın ( eğer emin değilseniz) çünkü zaman beklemez,hiç tutabileniniz var mı yelkovanla akrebi?

14 Aralık 2011 Çarşamba

UNUTULUR MU AMA



Because of you….because of you…because of youuuu ( senin yüzünden)
Üst üste 5.kez dinliyorum bu şarkıyı şimdi ,daha da fazla olmadan keselim mi napalım?
Yaklaşık  yarım saat ilkokul hallerimi düşündüm,bu  aralar sıkça yaşadığım bi durum,bir geçmişe dönebilme özlemi…Az önce en yakın dostlarımla da paylaştım ,(ilkokul arkadaşlarım,ki hala en yakınlarımdır kendieri)  ilkokulda şöyleydik böyleydik anlattım da anlattım.Onlar da eklediler o zamanlardaki hallerimizden seçmeleri ,gülüştük…Ne günlerdi ama.. Biz gerçekten farklıydık,en azından bakıyorum  da o yıllardan bu yıllara en doğru taşıyabildiğim şey dostluklarım galiba.Onlar hariç herşey şekil değiştirmiş,herşey başkalaşmış.Zaman,üzerlerine çok fazla dökülmüş ,bazı şeylerin rengi gitmiş, gri bile değiller (:
Değiştik işte..aynı  düşünmüyoruz,aynı konuşmuyoruz…Zamana ayak uydurmak istemek mi yoksa sadece zorunluluk mu çözemedim henüz,ama bir tek şeyden eminim;karakterlerimiz aynı,hala aynı şeyleri ayıplayıp,aynı şeyleri seviyoruz mesela..Bazen  insan önüne geleni yaşamakla yükümlü çünkü,önüne gelen o herneyse,insanı değiştirebiliyor.Bazen de zamanın gerisinden gelen esintilere dikkat kesilip, gelecekte var olabilecek ihtimalleri düşünmek…Biz de öyle yaptık galiba hayal kurduk o zamanlar , ve şimdi  geriye dönüp bakıyoruz önce,ne düşünmüştük  diye.sonra da onu bugüne uyarlamaya çalışıyoruz belkide o yüzden hep gülümsüyoruz.Geçmişte bunu hayal etmiştik,hep gülümsemeyi…ne olursa olsun ve ben sahip olduklarımı o yüzden bugüne kadar taşıyabilmişim…Onlar bana hayallerindekini öğretmişler,ben de onlara..Bugün herşey okadar zor ki, o güzellikler olmasa  'mücadele etmek' sözcüğünün anlamını hiç öğrenemeyebilirdim,çocuk aklımızla birimize  ufacık bir şey olduğunda öyle bir kenetlenirdik ki,birkaç küçük insandan kocaman bir insan oluşurdu sanki.Bugün de öyle,ve umuyorum ,bu hep böyle olmaya devam edecek,zamanı gelince yara sarmak,zamanı gelince öğretmen olmak,ya da öğrenci…bugün etrafıma bakıyorum da,göremediğim birşeyler var sanki,çok büyük eksiklikler var insanların üzerlerinde,yanlarında,kalplerinde..olması gereken,ama olmayan.Ya kendi derdimize  çok düşmüşüz,ya da başkalarınınkine..ortası hiç olmamış.Aslında belkide en büyük mesele insanın kendiyle başa çıkabilmesi…Bu bile mucize artık,bırakın etrafı..o sonraki konu.
Bazen İnsan bunu öğrenirken bile,birilerinden yardım almak ister , 'benim aklım var  ama,sen de fikrini ver  dost!'  diyebilecek birilerini arar önce, şanslıysa bulur,yok değilse  önce kendinde kaybolur,sonra da yavaş yavaş başkalarında…Kimse tekbaşına ayakta kalamaz demiyorum ,öyle de olur elbet..ama sadık bir dost ile daha da güzel olur…Eğer böyle insanlar varsa hayatınızda, ısrarla *değerini bilin* diyorum,kaybetmemek için emek verin,onlara değerli olduklarını hissettirin.Hisettirin ki,siz de dünyanın en şanslıları arasında olduğunuzun farkına varabilesiniz.Mesela BEN ÇOK ŞANSLIYIM YA SİZ? (:

10 Aralık 2011 Cumartesi

Hiç Farketmedim (:


  Kapıdan içeri girerken bazısı destuuuur manasında öksürür ya,ben de öyle öksürüp başlamak istiyorum(öhhhhhööööööööö)!!!!.Hazır kahvaltımı yaptım çalışmaya başlamadan önce bişeyler karalayım dedim.
   Saat tam olarak 12.18 bu saate kahvaltı kalır mı diyenler olacaktır, neden bu kadar erken kalktın diyenler olacaktır,boşveeeeer vur dibine  git yatağına yat ne yazıyosun kardeşim okumak zorunda bırakılıyoruz diyenler olacaktır…liste uzar gider.Gece bir rüya gördüm onu paylaşmak için yazıyorum.Ben hayatımda bu kadar saçma bir rüya görmedim.Hangisi zaten mantıklı ki diyeceksiniz ama bu gerçekten saçmalık abidesi.Saati bile hatırlıyorum gece 03.58 miş =D ve deprem oluyor.Yani bildiğiniz ben rüyamda bunu hissettim bayağı bayağı sallanıyoruz ,sonra kalkıp sokağa iniyoruz işte saçmalık o sırada başlıyor,biri yanıma yaklaşıp diyor ki,''bu saçla sokağa inilir mi?'' :D buyur burdan yakkk! rüyamda diyorum ki *böyle bişey olmaz bu bi rüya,nereye indik güzellik  yarışmasına mı ,can kurtarmaya mı?* velhasıl   duyan da normalde çok süslüyüm sanır,hani bilinç altına giren ve çıkamayan birtakım kompleks düşünceler  ya da düşünce bozmaları falan fişmekan…amaaaa tam aksi.Saçlarımı hiç başka şekle sokmak gibi bir gaflette bulunmam mesela hep aynıdır( kırk yılda bir....),ayrıca hiç makyaj yapmam vs.ben ki zaten sabahın 7.30 unda kalkıp okula yetişme çabasında olan bir ÖĞ-REN-Cİ-YİM,valla uğraşamıyorum,uğraşan güzel arkadaşlarımı da tebrik ediyorum buradan.Beni beğenen böyle beğensin modundayım sanırım,ama bir gün şeytanın bacaklarının (artık kaç tane varsa) hepsini kırıp bu moddan çıkacam işte burada buna söz veriyorum.Burcu artık bana  ''bigün de saçlarını başka şekle soksana'' demeden ben bunu yapıcam,en azından okul  bitmeden  bu kızın bunu görmeye hakkı var ,aaaa!!!! E ben bu rüyayı görmeseydim,bunun farkına varamayacaktım belki .Aslında ben tamamiyle bunu anlatacakmışım gibi duruyor ve evet….vermek istediğim mesaj bu -Farkındalık! bu sadece basit bi örnekti elbette.uzundur  yazmayı  planlıyordum ama bu güzel oldu üzerine  cukk oturdu.Neymiş efendim? her şeyden ufacık da olsa bir mana çıkarırsak  bu güppppgüzel bişeymiş .Pek Sayın ve şirin  okuyucularım;serbestilerimin devamı,2.tur vizelerden sonra gelecek sanırım,tabi hala hayattaysam  (: görüşürüzzz