Günlerden Cumartesi,
hala kar yağıyor ve artık bunda huzur
aramalı mıyım bilmiyorum. Sabah uyandığımda
yaptığım ilk iş perdeyi ardına
kadar sıyırıp birkaç dakika lapa lapa yağan karı izlemek oldu, neden bilmiyorum
ama dalıp gittiğim sayılı şeylerden biridir, hele ki öyle ahenkle düşüyorsa
taneler, hepsinin içine sığdıracak kadar hayal kuruyorum, artık hayal kuruyorum
evet
Akşamında, ay ilkdördün ( ilkokuldan hatırlıyorum bu şekillerin
isimlerini,sürekli takip ederdim ve değişmedi bu alışkanlığım) ve yanına
yakışan şey bir bardak kahve ve yazmak galiba. Bugün, kaldığım eve biraz uzak
düşen cumartesi Pazarına gittim, pazara gitmekten hiç hoşlanmayan biri olarak
ben, her işimi kendim yapmak zorunda olduğum için, bunu da yapıyorum mecburen.
Pazarın girişinde
gördüğüm peynirci tezgahı beni o kadar mutlu etti ki tamamdı işte okulda
deneyim için lazım olan ufacık bir peyniri alıp evime dönecektim. (Bir peynir
için ne işin vardı da pazara kadar gittin madem diye soranları duyar gibiyim ama
köy peyniri lazımdı , o öyle her yerde
bulunmaz :D ) Bu buz gibi havada makul
olan, dışarıda hızlı hareket etmektir, en azından bence öyle. Tezgaha yaklaşıp
hayırlı işler diledikten sonra köy peyniri bulunup bulunmadığını sordum. Evet
cevabını alınca 100 gram istedim. Tezgahtaki amca yüzüme tuhaf tuhaf bakıp :
-bu kadar az peynirle napılır ki kızım?
+ okulda bi deneyde kullanıcam da amca, fazlasına gerek yok
-Ne deneyiymiş o?
+ hani bu peynirlerin, çiğ sütlerin içlerinde mikroorganizmalar
vardır ya gözle görünmeyen zararlı olabilen, onların sayımıyla ilgili bi deney.
(Amcamın gözleri yerlerinden fırlamakla fırlamamak arasında gidip
geldi )
-olur mu öyle şey, peynirde ne arar o dediğinden ,size
bunları mı öğretiyolar ?
Amcama bunun kötü bir şey olmadığını sabırla anlattım, çok
şükür ikna oldu da peyniri aldım. Yoksa
yediğim yumrukla mor bir gözle de eve dönebilirdim, çok şükür uzlaşmaya vardık.
Pazarda 55-60
yaşlarında tonton bir patates satan teyzem de var benim. Gelmişken onu görmemek
de olmazdı tabi, hiç üşenmeden pazarın en sonuna kadar yürüdüm. Yarıyıl
tatilinden önce görmüştüm en son, ne zaman pazara gitsem ondan patates almadan
geri dönmem, bendeki bahane tabi öyle güzel bir diyalog var ki aramızda maksat
muhabbet. Yaklaşınca yanına farketti beni , kocaman bi gülümsemeyle karşıladı, hal hatır derken 10-15 dakika sohbet
ettik, onunla ahbaplığım geçen yıla
dayanır. Yine zoraki pazar alışverişlerinden birinde güzel bir muhabbete
başlamıştık. Bir sonraki hafta gittiğimde yine beni tanıması bana garip
gelmişti ama mutlu da olmuştum. Zaten oldum olası böyle orta yaşlı ya da yaşlı
kadınlarla muhabbet etmeye bayılırım nedense. Patatesimi de aldım her zamanki gibi, bana bir
de yapma gül verdi. Bugün dünyanın en mutlu insanı benim , başkası olamaz. Geri
döndüğümde o peynir aldığım tezgahın önünden geçerken kafamı kaldırıp
baktığımda o amcam da sağolsun gülümsedi özür diler gibi… Ya da ben öyle algılamak istedim, herneyse.
Anlattım da anlattım yine
güzel bir gündü benim için, her
durumda bir parça sabırlı olmam gerektiğini
biliyordum da teorikti bu, bugün pratiğe de döktüm ,güzel bir şey tavsiye
ederim. Ha bu arada pazardaki ahbaplarım çoğalıyor , neden bunca zaman gitmemek
için ısrarcı oldum acaba :D ömrümün kayıp yıllarına bir gülümseme fırlatarak
izninizi istiyorum , huzurla kalın (:


