Demirlemek zorundaysan kendini olduğun mekana, şehre ya da
kişilere; kafanda git bir yerlere, şöyle
açıklık deniz kenarı bir yer olsun…
Bana verilen en büyük nimetlerden biri galiba hayal
kurma yetisi. Acemiyim
bu konuda ama başlangıç için hiç de fena sayılmayacak şeyler geçiyor
kafamdan. Sıkıldığım zaman atıyorum kendimi beynime, hem belki bir gün aklıma
çok değişik birşeyler gelir de zengin olmanın yolunu bulurum kimbilir. (
Tamaaaam peki sizi de unutmam ) .
Etrafta ağaçların çiçekleri biz burdayız derken, ilk defa bu
akşam bir kafede otururken farkettim onları ben. Güzelliklere mi kapadım
gözlerimi bilmiyorum, göz doktoru buna bir çözüm bulabilir mi? Bendeki de güzel
bir soru oldu evet.Şöyle :
-şikayetiniz nedir ?
+ııııııı şeyy, göremiyorum da güzel şeyleri ben.
-Hmmm pembe bi gözlük verelim size.
Muhtemel diyalog böyle olurdu sanırım ne bekliyorum ki.
Neyse ne anlatıyordum ben? Kırmızı ışıkların vurduğu ağacın beyaz çiçekleri çok güzel görünüyordu,
tam da tepemdeydiler ve bir bardak çayın yanında çok güzel gittiler doğrusu. Ha
bir de dostlarla muhabbet…o hiç atlanamaz bir ayrıntı. Bu şehre de bahar geldi
ne güzel…
Bütün bir günün
stresini üzerimden bir ağacın alabileceğini
tahmin etmezdim doğrusu. Evet stres, evet ben. Niye mi ? anlatayım;
zaten benim bir olaysız günüm geçmez. Bu ülkede en zor olan şeylerden biri
neymiş biliyor musunuz? Hemen söyleyim öyle
beyin fırtınasına gerek yok, sıkı durun!
-35 numara ayakkabı
giymek.
Niye şaşırdınız ki, gerçekten öyle. Tam 6 tane dükkan gezip bir tane
bulamasaydınız, eminim siz de benim gibi düşünürdünüz. Çünkü zaten toplamdaki
dükkan sayısı o kadar bu şehirde. Herneyse efendim; sinirlendim dolayısıyla
çünkü ben ne zaman neye ihtiyaç duysam, o şey yok olur Yeryüzünden, silinir. Bu
gün de onlardan birini yaşadım işte. Aklımdan onlarca komplo teorisi geçti bir
anda, ne yapsam da intikam alsam diye,
biyolojik saldırıdan tutun da, dükkanlara TNT koymaya kadar, “ siz misiniz 35
numara ayakkabı bulundurmayan!! ” .
Sonra yine bir bardak çay beni kendime
getirdi. Ama zaten saçmalamıştım, ihtiyacım vardı ( laf aramızda çaykolik bir
insanımdır da, annemden geçti genetik olma olsılığı da yoktur bunun ama siz
öyle varsayın ).
Bir defa yazmaya başlayınca aynı anda birkaç konudan bahsedebilme yeteneğim varmış
benim. siz siz olun herşeyinizi vaktinde yapın, sonra böyle benim gibi iki
arada bir derede küçücük şehirlerde bir şeyleri arayıp da bulamama durumu
yaşamayın. Ha bu arada çay içer misiniz? :) ben içiyorum da….
( Tamam söz inidiricem bunu minimuma, fazlası zararmış, ah
anneeeee )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder